Taciser Ülkü LEVENT | Avukatlık

Bugün avukatlığı yazmak istedi yüreğim siz okurlara.

twitter: @AvTaciser facebook:taciserülkülevent

Hayatımın çok önemli bir kısmında hep hukukçu olmak istedim. Bu; acaba babamın hakim, büyük büyük dedemin Şam Kadısı olmasından kaynaklanan genetik bir etkileşim miydi, yoksa bir kız çocuğunun babasına yaranma veya kabul görme psikolojisi miydi bilmiyorum…. Aslında bence her ikisi de belki de….Geldiğim noktada kendimde engellenemez bir hak/adalet duygusunun varlığı yadsınamayacak kadar keskin…

Bu kadar hukuksuzluğa veya sistem bozukluğuna rağmen bugün yeniden dünyaya gelsem hukukçu olmak isterdim . Hakim olmayı çok istemiştim, çünkü benim nazarımda belki de babamı örnek aldığım için inanılmaz kutsal bir meslek. Hak ve adaletin dağıtılmasında büyük rol oynamak ne kadar önemli!  Çeşitli nedenlerle hakim olmadım ve kariyerimi avukatlık üzerine yoğunlaştırdım. Yargının üç ayağından biri olarak tam 29 yıldır bu meslekte ter döküyorum. Bu hafta bu yazıyı yazmamın nedeni her türlü olumsuzluğa rağmen birşeylerin iyi gittiğini, hala bu dünyayı ayakta tutan doğru insanların var olduğunu müjdelemek.

Hala etik çalışan bir hukuk bürosunda çalışmayı tercih eden, hala çok zarif hukuk lisanı kullanan, hala adabını bilen gençlerimiz var. Hala ahlaklı yaşamı kendisine hedef almış zehir gibi beyinlerimiz var.

Az mı? Kesinlikle evet… Ama bunların varlığı bile yeterli. Bir kişi bile dünyanın dengesini değiştirebilecek güce sahiptir.

Kadın olmak, hukukçu olmak, etik olmak, idealist olmak…

Bu topraklarda hayli zor bir iş.

Eski Roma’da avukatlık parasız yürütülen bir meslekmiş. Zaten avukatlık aynı zamanda bir yanı ile kamusal yönü olan bir meslek. Mesela bir avukatın , mesleği ile ilgili işlediği bir suçta, sıradan bir suç bile olsa Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılandığını biliyor musunuz?

Bu, mesleğin kamusal özelliği ile ilgili. Doktorların Hipokrat yemini gibi,  çok ağır bir meslek yemini ederek mesleğe başlarız.

“Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine andiçerim.”

Üzerimizde şerefle taşıdığımız avukatlık cübbesinin yeşil kısmı hukuk davalarını , kırmızı kısmı ceza davalarını temsil eder. Kamu hizmeti olduğundan cübbenin cepleri , bağımsız olduğundan düğmeleri yoktur.

Siyah rengi yasaların otoritesini , sarı rengi ise adalete hizmet eden mesleğin ağırlığını temsil eder.

Her geçen gün daha da zorlaşan mesleğimizde, Birliğimizin bizi ve sorunlarımızı savunması ve çözümler yaratması lazım. Bir Birlik, ancak kendini oluşturan Barolar ile var olur. Bu nedenle siyaset, taraf olmak toplumun önündeki biz değerli hukukçulara yakışmaz. Hele ki hukuksuzluğun bu kadar arttığı son 18 yılda ve bu ortamda taraf olmak büyük bir yanlıştır. Hukuk, adalet nefes kadar kıymetlidir. Hukuksuzluğa neden olan, hak ihlali yapan herkesin bir gün gelir hak ve adalete ihtiyacı olur.  Asla ve asla kimsenin hukuksuzluğa uğramasına izin vermemeliyiz.

Yeminimize uygun, hayatının merkezine sadece parayı oturtmamış, kamusal yanlışlar için mücadele eden, duruşu ve ahlakı olan yeni nesillerin çoğalması dileği ile. Sevgi ile kalınız…