Zeynel YILDIRIM | Suriye’de sona doğru

Geçen hafta ABD Başkan’ı Donald Trump’ın Twitter aracılığıyla duyurduğu ‘Suriye’den çekilme’ kararı yalnızca bölge ülkelerinde değil, bütün dünyada bir şok etkisi yarattı. İngiltere ve Fransa hükümetleri İŞİD’in geriletildiğini fakat kesin olarak yenilgiye uğratılmadığını belirtip, böylesine bir kararın doğru olmadığı açıklamalarında bulundular. Twitter aracılığıyla açıklamalarda bulunan İngiltere savunma bakanı şöyle söylüyor: Kesinlikle katılmıyorum. İŞİD başka tür aşırılık formlarına dönüştü ve tehdit hâlâ canlı.

zeynel.yildirim@kuzgunportal.com

Putin, geleneksel olarak yaptığı yıl sonu toplantısın da ABD’nin Suriye’den çekilme kararı hakkında temkinli açıklamalarda bulundu. Öte yandan, Rus yetkililer ABD’nin Suriye’den tamamıyla çekilmesinin mümkün olmadığını, ABD’nin Özel Kuvvetleri ve Hava Kuvvetlerini bölgede tutmaya devam edeceğini belirttiler. Ayrıca Rus yetkililer, ABD’nin Suriye’den ayrılması kararının ülkede siyasi çözümü hızlandıracağına dair yorumlarda bulundular.

Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri ise alınan bu kararın yerinde olduğuna dair açıklamalarda bulundular. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin PYD ve İŞİD ile savaşmaya hazır olduğunu belirten açıklamalarda bulundu. Öte yandan, bu kararın ABD’nin içerisinde de fırtınalar kopardığını belirtmekte yarar var. Öyle ki ABD Savunma Bakanı James Mattis, Şubat ayında görevinden ayrılma kararı aldığını yapmış olduğu açıklamayla duyurdu. Ayrıca Barack Obama tarafından atanan ve gelecek şubat ayında görev süresi dolacak olan ABD’nin İŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Bret McGurk, görev süresinin dolmasını beklemeden istifa kararı aldı.

Peki ABD’nin Suriye’den çekilme kararının bölge üzerine olası etkileri neler olabilir? Öncelikle böylesine bir soruya tam ve eksiksiz olarak cevap verebilmenin mümkün olmadığını ve olamayacağını belirtmeliyim. Lakin bölgede etkili olan güçlerin yapması muhtemel hamlelere dair fikir yürütülebilir.

Öncelikle, ABD’nin Suriye’den çekilme kararının Suriye Demokratik Güçleri ve YPG için bir şok etkisi yarattığını yapılan açıklamalardan anlıyoruz. SDG, Suriye’nin kritik petrol üretim sahaları dahil olmak üzere, ülkenin yaklaşık olarak yüzde otuz gibi bir kısmını kontrol etmektedir. Böylesine büyük bir toprak parçasını her hangi bir büyük gücün desteği olmadan kontrol altında tutması zor gözükmektedir, üstelik Türkiye Fırat’ın doğusuna kapsamlı bir harekata hazırlanma niyetindeyken. Yani PYD’nin şu nokta da Türkiye’nin bölgeye olası bir müdahale ihtimaline karşı Rusya ve Suriye merkezi devletinin desteğini araması muhtemeldir.

Öte yandan, SDG ve YPG kontrol ettikleri toprak parçası üzerinde bir takım iddialarda bulunmaktadır. Suriye merkezi hükümetinin ise bu iddiaları koşulsuz kabul etmesi mümkün değil. Bu noktada, Suriye Devleti ile SDG arasındaki görüşmelerin bir süre daha sürecek olması ve en nihayetinde bir mutabakatla sonuçlanması olasıdır. Esad ve SDG arasında bir mutabakatın olması iki nedenden ötürü olası gözükmektedir. Birincisi, yukarıdaki cümlelerden de anlaşılacağı üzere SDG’nin iddialarının bazılarından vazgeçmesi olasıdır ve Esad rejimi de SDG’nin elini zayıflatmak için Türkiye’nin bölgeye yönelik muhtemel bir müdahalesini koz olarak kullanabilir. İkinci neden ise, Türkiye’nin bölgeye olası bir müdahalesiyle Suriye’ki krizin çözümü noktasında taşlar yerinde oynayabilir. Şöyle ki, siyasi bir çözümün dilendirildiği ve anayasa komisyonun kurulma aşamasında olduğu Suriye’de, Türkiye ve Türkiye’nin müttefiki olan güçlerin Suriye’deki alan hakimiyetinin artması doğaldır ki kurulacak olan anayasa masasına/görüşmelere etki edecektir.

Ayrıca, Türkiye’nin PYD’ye yönelik gerçekleştireceği operasyon bölgenin haritasına da direkt etki edebilir. Türkiye’nin PYD’den aldığı alanlara ÖSO ve Suriyeli muhalif grupları yerleştirmesi muhtemeldir. Elbette böyle bir durum Suriye hükümetince arzu edilen bir durum değildir. Dolayısıyla kısa süre içerisinde SDG ve Esad rejimi arasında bir anlaşmanın yapılması beklenebilir.

Öte yandan, İran’ın ABD’nin aldığı bu karardan memnun olduğu dair çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Fakat durum gözüktüğü gibi olmayabilir? Peki, neden? Geçtiğimiz hafta Sudan Devlet Başkan’ı Ömer Beşir’in Suriye’ye gittiği biliniyor. O görüşme de, Ömer Beşir’in Körfez ülkeleri adına Beşar Esad ile görüştüğüne dair çeşitli yorumlar yapıldı. İddialara göre Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri Suriye’nin yeniden imarı noktasında üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye hazırlar, buna karşılık Suriye hükümeti de Arap devletleriyle yeniden ilişkiler kuracak ve İran’ın Suriye’deki varlığına bir sınır getirecek.

Bu arada, bugün Twitter’dan açıklama yapan Trump, Suriye’nin yeniden imarı için gerekli maddi kaynağın Suudiler tarafından karşılanacağını belirtti. Doğaldır ki, Suriye’nin böyle bir teklife olumlu bakması İran’ın bölgesel faaliyetlerini yaralayacaktır. Bu durum, haliyle İsrail’in İran’ın bölgesel faaliyetlerine dair kaygılarına da bir çözüm maiyetindedir.

Son söz olarak, Rusya ABD’nin bölgeden ayrılması halinde halihazırda güçlü olan pozisyonunu daha da sağlamlaştıracaktır. Türkiye’nin haklı kaygılarla yapmak istediği operasyonun bir süre için ötelenmesi gündemdeyken, Suriye ve Kürt güçleri arasında bir anlaşmanın vukuu bulması olası gözükmektedir. Suriye ve Arap devletleri arasında varılması olası bir anlaşma ise en çok İran’ın Suriye içerisindeki pozisyonunu zayıflatacaktır. Unutmamak gerekir ki, bölgede Arap devletleri, ABD ve İsrail için öncelikli tehdit İran’dır. İran’ı ekonomik olarak köşeye sıkıştıracak hamlelerin yapılmasının ardından, onun bölgesel faaliyetlerini azaltmak ve köşeye sıkıştırmak için çeşitli hamlelerin yapılması olasıdır.