23.5 C
İstanbul
Çarşamba, Temmuz 8, 2020

Sinan KAHYAOĞLU | Kazdağlı Salih Reis Ve Kazdağı Tahtacı Türkmenleri

Bu yazımızda yine Kazdağı’ndan çıkan önemli kişiler ile Kazdağı Tahtacı Türkmenleri arasındaki bağı araştıracağız. Kazdağı tarih boyunca Akdeniz’in çeşitli bölgelerine göç vermiştir. Güçlü ormanları sayesinde tarih boyunca önemli kereste üretim yeri olmuştur. Bundan dolayı çevresinde çeşitli tersaneler kurulmuştur. Antikçağdaki Aeneas Truva’dan kaçarken Kazdağı’nda Düden yaylası yolu ile Avcılar iskelesine inmiş ve buradaki Antandros tersanelerinde gemi inşa ettirerek yola çıkıp Roma’ya gitmiştir. Kazdağı Çanakkale boğazının girişinde bulunduğu için her devlet için önemli olmuştur.

Selçuklular döneminde İzmir’de kurulan Çaka Beyliği ilk denizci Türk beyliği kabul edilir. Çaka Bey Bizans’a karşı yaptığı seferlerde bugünkü Burhaniye Ören’de bulunan Adramytion’u fethetmiştir. Fakat Kılıçaslan tarafından öldürülmesi ile Adramytion yine Bizans’ın eline geçmiştir.1095 yılında haçlı seferleri başlayınca Kılıçaslan’da Konya’ya çekilmek zorunda kalmıştır.1118 yılında Adramytion bugünkü yerine taşınmıştır. Bugün Edremit Akpınar suyunun yanında Durdağı’nın eteğinde denizde 8 km. uzaktadır. Akçay  ise iskelesidir. Selçuklular Moğollara yenilip egemenliklerini kaybedince Anadolu’nun çeşitli yerlerinde beylikler ortaya çıkmıştır.

Balıkesir’de de 1300’lü yılların başında Karesi Beyliği kurulmuştur. Yine İzmir merkezli Aydınoğulları beyliği kurulmuştur. Aydınoğlu beyi Umur Bey denizci bir beydir Ege denizinde donanma gezdirmiştir. Karesi Beyliği de denizci bir beyliktir ve güçlü bir donanması vardır. Karesi Beyliği Osmanlılar tarafından fethedilince bu donanma Osmanlı’ya geçmiştir. Bu sıralarda Akdeniz’de en güçlü donanmalar ve ticaret Venedikliler ile Cenevizliler elindedir. Osmanlı ilk yıllarında denizler için Venedikliler ve Cenevizliler ile mücadele etmiştir. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un Fethi hazırlıklarında Gelibolu’da Hamza Paşa’ya güçlü bir donanma inşa ettirmiştir. Bunun için Adana Aladağlardan Tahtacıları Kazdağı’na getirtip kereste ürettirmiştir. Bursa dolaylarındaki Abdalları da Çanakkale’ye getirtip demircilik yaptırıp donanmanın demir ihtiyacını karşılatmıştır.

Bugün Çanakkale’nin Fevzipaşa mahallesi romanları bu abdalların torunlarıdırlar. İstanbul fethedildikten sonra donanma yeniden güçlendirilmiş ve 1461 yılında Midilli fethedilmiştir. Buraya Türk nüfus yerleştirilmiştir. Tahtacı Türkmenlerin bir kısmı da Midilli’ye yerleştirilmişlerdir. Bunlar 1923 yılındaki mübadele ile geri gelmişlerdir. Bunlara bugün Adalı Tahtacı Türkmenleri adını vermekteyiz. Hazırlanan donanmanın ihtiyacı olan deniz erleri için kaynak Ege dağları olmuştur. Ege dağları ve kıyılarından işsiz gençler levent yazılarak donanmaya katılmışlardır.

Gelibolulu Ali Efendi(1541-1600) Künhül-Ahbar isimli eserinde Leventlerin çokluk Kazdağı Türklerinden oluştuğunu belirtir. Bugün Kazdağı’nda  Beypınarı mevkiine giderken geçilen bir boğaz vardır. Buraya Levent boğazı adı verilir. Beypınarı Kazdağı, Eybek dağı ve Sakar dağının birleştiği noktadır. Buradan Bayramiç, Kalkım ve Edremit’e geçilebilir. Dağın ikinci geçididir. Buralarda Tahtacı Türkmenler tarih boyunca dolaşmışlar ve kereste biçerek yaşamışlardır. Buralara isimleri de yine Tahtacı Türkmenler vermiştir. Kazdağı tarafında Sarıkız ve Cılbak Baba yatırları, dağın Eybek dağı tarafında ise Sivri Dede ve karşısında Davut Dede, onun ardında Şamilik Dedesi hala Türkmenlerin kurban kesip hürmet gösterdiği yerlerdir. 1478 yılında Barbaros Hayrettin Paşa Midilli’de dünyaya gelir. Oruç Reis abisidir. 1486 yılında da Salih Reis Kazdağı’nda dünyaya gelir. Ege kıyıları fazla nüfusunu sürekli adalar ile batı Akdeniz’e atmıştır.

Kazdağı’nda da iş bulamayan gençler denizlere açılmışlardır. Salih Reis’te yanına arkadaş bularak bir gemi edinir ve ticaret ile korsanlığa başlar. Barbaros kardeşlerde ticaretle uğraşırlarken Venediklilerin eline geçince korsanlığa başlarlar. Fatih’in ölümünden sonra tahta 2.Beyazıt geçer. Bu dönemde Türk korsanları doğu Akdeniz’de Rodos şövalyelerine karşı mücadele ederler. Devlette bunları el altından destekler. Barbarosları destekleyen ise Antalya’da yaşayan şehzade Korkut’tur. Bu sırada doğuda Safevi devleti kurulmuş ve sürekli gelişmektedir.1492’de de İspanyollar Endülüs devletini yıkmış ve buradaki Araplarla Yahudileri sürmüşlerdir. Ardından 1492 yılında Kristof Kolomb ile Amerika kıtasına çıkmışlardır. Portekizlilerde Vasco da Gama ile 1498 yılında Hindistan’a ulaşmışlardır. Bu sürgün yiyen Müslümanlar ile Yahudileri Barbaros ve arkadaşları İspanya kıyılarından Cezayir kıyılarına gemilerle taşıyarak yok olmalarını önlemişlerdir. Salih Reis Oruç Reisle tanışmış ve onun arkadaşı olmuştur.

Oruç Reis’in 1518 yılında ölümüne kadar yanından ayrılmamıştır.1512 yılında 2.Beyazıt ölüp yerine Yavuz Sultan Selim geçince Şehzade Korkut’a dayanan Barbaros kardeşler korkup Tunus’a gitmişlerdir. Burada Cerbe adasını üs yapmışlar ve Cezayir’e akınlara başlamışlardır.1516 yılında Barbaros kardeşler Cezayir’i fethedip orada bir beylik kurmuşlardır. Salih Reis’te yanlarındadır.1518 yılında oruç Reis şehit olmuştur.1517 yılında da Yavuz Sultan Selim Mısır’ı alarak Memlük devletine son vermiştir.1520 yılında Yavuz Sultan Selim ölünce yerine oğlu Kanuni Sultan Süleyman geçmiştir.1533 yılına gelince Cezayir’de kurduğu beyliğin uzun ömürlü olmayacağını gören Barbaros Hayrettin Paşa beyliğin anahtarını Kanuni’ye vermiştir. Kanuni Sultan Süleyman kendisini Kaptanı Deryalığa atamıştır.

1517 yılında Mısır’ı alınması ile Hint okyanusunda Portekizliler ile mücadele devri başlamıştır.1538 yılında Salih Reis  Alanya’dan yanındaki gemilere kereste ve gemi malzemesi yükleyerek Mısır’a götürmüştür. Burada Süveyş tersanelerinde donanma inşa edilmiş ve bu donanma ile Süleyman Paşa Hint okyanusu seferine çıkmıştır. Bir yıl sonra birleşik haçlı donanması Andrea Doria komutasında Preveze’ye gelmiştir.1539 yılında Barbaros Hayrettin Paşa’nın komutasında Preveze zaferi kazanılmıştır. Bu savaşta sağ cenah komutanı Salih Reis, sol cenah komutanı ise Seydi Ali Reis’tir. Seydi Ali Reis alevi inançlı bir reistir. Diğer deniz komutanlarının da aynı inançtan olması gerekir.1546 yılında Barbaros Hayrettin Paşa hakka yürüyünce yerine Salih Reis kaptanı deryalığa getirilmiştir.

Cezayir’de sorunların bitmediği görülünce 1552 yılında Salih Reis Paşa ünvanı ile Cezayir’e beylerbeyi atanmıştır. Salih Paşa Cezayir’e gelmiş ve yönetimi ele almıştır. Cezayir’in doğusunda bulunan Kuku kentinin yerel sultanının(1515-1638) kızı ile evlenmiştir. Bu Kuku sultanının kızından Mehmet adlı oğlu olmuştur. Fas bölgesinde sorunlar çıkınca Fas’a sefer düzenlemiş ve 1553’te Fas’ı Osmanlı’ya bağlamıştır.1556 yılında yeniden bir sefer hazırlığında iken Cezayir’de meydana gelen veba salgınına yakalanmış ve Hakka yürümüştür.

Barbaros Hayretten Paşa, Turgut Reis ve Kazdağlı Salih Reis kuzey Afrika’nın Osmanlı’ya bağlanmasını sağlayan denizcilerdir. İspanya  onların çalışmaları yüzünden Akdeniz’i terk etmek zorunda kalmıştır. Venedikliler ve Cenevizlilerin hükmü bitmiştir. Denizlerde mücadele okyanuslara taşınmıştır. Cezayir 1815 yılına kadar Osmanlı toprağı olarak kalmıştır. Bu dönemlerde Ege ve Akdeniz kıyılarındaki işsiz gençler iş bulmak için buraya gitmişlerdir. Ege ve Akdeniz’de şöyle bir söz vardır(Terlemeden para kazanmak ve solumadan ölmek istersen Cezayir’e git).Cezayir’e giden bu leventler burada çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır.1815 yılında Cezayir Fransa tarafından işgal edilmiştir. Bu işgalin acısı için Cezayir türküsü yakılmıştır. Türkü aslında bir ağıttır. Tüm batı Anadolu’da düğünlerde maalesef oyun havası olarak çalınır ve oynanır. Çok çeşitli sözleri vardır. Sözlerinden birisi:

Cezayir’i bir ikindi bastılar

Camilere çifte çanlar astılar

Yiğitleri kurban diye kestiler

Aman Cezayir, Canım Cezayir

Sokakları mermer taşlı

Güzelleri hilal kaşlı Cezayir

Cezayir’de görev yapan Türkler orada yerli kadınlarla evlenmişlerdir. Bu kadınlardan olan çocuklara Osmanlı’da Kuloğlu denilmiştir. Cezayir’in elden çıkmasından sonra Ege dağlarında doğan, işsiz gençler  artık Cezayir’e gidemeyince bu sefer Ege dağlarında zeybekliğe başlamışlardır.19.y.y.da Ege’de zeybekliğin artmasının nedeni Cezayir’in elden çıkmasıdır. Bu yüzyılda Osmanlı zeybekleri yok etmek için çeşitli çalışmalar yapmıştır. Kıyafetleri yasaklanmış, kendileri tuzağa düşürülüp öldürülmüştür. Zeybekler ise devletle uzlaşmak istemişlerdir.1878 yılı  Osmanlı-Rus harbine gönüllü olarak Zeybek alayı katılmıştır. Fakat verilen sözlerin tutulmadığını görünce uzlaşmaktan kaçıp mücadeleye başlamışlardır. Kurtuluş savaşında Osmanlı’nın eşkıyaları olan zeybekler mücadelenin ilk unsurları olan Kuvayı Milliye yi oluşturmuşlardır. Cumhuriyetin kurulmasından sonra zeybeklik bitmiştir. Mustafa Kemal’e de Sarı Zeybek diyerek onu en büyük zeybek ilan etmişlerdir. Zeybekler Cumhuriyetin kahramanlarıdırlar. Çoğu İstiklal madalyalıdırlar.

Bugün Kazdağı eteğinde kurulu Tahtakuşlar köyünde Etnoğrafya Galerisi kurucusu Alibey Kudar’ların dedelerine Kuku Dede derler. Aileye da Kukular adı verilmektedir. İsim benzerliği olsa da ilginçtir.

Cezayir 1958 yılında bağımsızlığını kazanırken, Fransızlara karşı mücadelesinde Sarı Zeybek ünvanı verilen  Mustafa Kemal’i örnek almıştır. Zeybeklik  ise 19.y.y. başında Cezayir’in elden çıkması ile gelişmişti. Bu da ilginçtir.

 

Kaynakça:

Sümer F.-1995-Kazdağlı Salih Reis(Paşa),Türk Dünyası Tarih Dergisi Sayı:98

Kudar O.-1998-Kazdağlı Salih Reis(Paşa), Tahtakuşlar Köyü Özel Etnoğrafya Galerisi Kültür Yayınları,No:6,Balıkesir

Eğilmez M.2002-Karesi’den Günümüze öyküleriyle Balıkesir Türküleri, İnce Ofset Matbaacılık, Balıkesir

 

 

BENZER YAZILAR

EDİTÖR ÖNERİLERİ