24.4 C
İstanbul
Cumartesi, Ağustos 8, 2020

Ahmet ÇARPAR | Güneş Yalnız Dirileri Isıtır

Oktay Rıfat’ın 1952 yılında çıkan Aşağı Yukarı isimli şiir kitabının son şiirinde geçen bu dize aynı zamanda Alphan Akgül’ün onun şiirleri üzerine yaptığı çalışmanın da adıdır: Güneş Yalnız Dirileri Isıtır. Alphan Akgül, Oktay Rıfat’ın şiirlerinin önemli bir odağı olduğunu düşündüğü güneş metaforu çevresinde ele alır onun şiirlerini. Oktay Rıfat’ın imgelerini yaratırken güneşle birçok açıdan özdeşlikler kuruduğuna dikkat çeken yazar, onun şiirlerinin temel bir hüviyetinin akılcılık ve mitik düşünce arasındaki gelgitlerden doğduğunu tespit eder. Bu gelgitin bir ucu olan mitik düşüncenin ise bir gizemden neşet etmediğini, dönüp dolaşıp yine akılcılığa ve gerçekçiliğe dayanan bir tarafı olduğunu belirtir.

@musahib

Oktay Rıfat’ın şiirinin gidişatı, başta şiirimizin kaydettiği merhaleler olmak üzere, şairin hayatındaki iç ve dış değişikliklerinin yoğunluğuna bağlı olarak devinimli bir görünümü yansıtır. O, neredeyse Orhan Veli’yle bir anılır hale gelen Garip şiirinin öncülerinden biri olmuş, sonraki yıllarda folklorun imkânlarını şiirinde denemiş, Perçemli Sokak kitabıyla Garip şiirindeki anlayışını bütün bütün terk ederek şiirin bir görüntü sanatı olduğunu savunmuş, daha sonra da yer yer toplumsal konulara değen bir lirizm içinde şiirini sürdürmüştür.

İşte Alphan Akgül’ün Güneş Yalnız Dirileri Isıtır çalışması Oktay Rıfat’ın şiirinin dış cephesinde görünen bu devinimli yapının farklılıklarının ardına güneş imgesinin dürbünüyle bakar ve bütün içinde Oktay Rıfat poetikasının belirleyici yönünü gözler önüne serer. Gerek dış dünya gerek soyut kavramlar ile güneş arasında kurulan özdeşlikler (güneş-kılıç, güneş-çoban, güneş-anne vb.) hiçbir zaman aşkın (müteal) bir kata çıkmaz. Bir yönüyle onun şiiri materyalist bir şiir de denebilir.

‘‘Onun şiirlerini okuduğumuzda lirik bir hazzı tatmaktan ziyade yaratıcı benzetmelerin verdiği heyecan ve şaşkınlıkla düşüncelere dalarız.’’

Sezai Karakoç, iyi bir şiiri okuduktan sonra okurun ruh halinde, o şiiri okumadan önceki durumu ile okuduktan sonraki durumu arasında bir fark doğduğunu belirtir.  Oktay Rıfat şiirinin her evresinde bu türden şiirleri bulmak mümkündür.

Geniş açıyla şiir üzerine, şiirin alımlanması üzerine de ayakları yere basan bir okuma bilinicini de inşa eden Güneş Yalnız Dirileri Isıtır incelemesinde Alphan Akgül, bir yerde Oktay Rıfat şiiri için şöyle der:  ‘‘Alışkanlığın açısını bir yana itmek… Oktay Rıfat şiir üslubunun ağırlık merkezi bu cümlede gizlidir.’’

Sanırım bunun en iyi örneklerinden biri, Akgül’ün kitabının da adına ilham olan dizenin içinde yer aldığı Oktay Rıfat’ın Sonsöz isimli şiiri olabilir:

 Boğazından lıkır lıkır geçen

Şu suyun kıymetini bil

Nedir ki bu mavilik deme

Pencereden görebildiğin kadar

Göğün kıymetini bil

Kıymetini bil çiçek açmış bademin

Güneşli odanın çamurlu sokağın

Beyazın siyahın yeşilin

Pembenin kıymetini bil

Dirilik öyle bir şey yürekte

Sevinçle çırpınır

Kavak yelleri eser insanın başında

İnsanoğlu kızar öfkelenir savaşır

Halk için girilen savaşta

O korkulu sevincin

Öfkenin kıymetini bil

Bil ki bu

Budur işte

Güneş yalnız dirileri ısıtır

Güneşin kıymetini bil.

Evet, bu şiir her gün yaptığımız, alışkanlık hainle gelen ihtiyaçlarımızın ardında çarpan yaşamaya götürüyor bizi. Alışkanlıkların hengâmesinde matlaşan tabiatın, sevincin, diriliğin, hâsılı yaşamı duyumsamanın anlamını getirip yüreğimizin orta yerine bırakıveriyor. Kim bilir birçoğumuz bu şiirin son mısrasına geldikten sonra dikkatimizi güneşten yana çevirsek ‘bu güneşe gerçek anlamıyla ilk bakışım belki de.’ demekten kendimizi alamayız.

BENZER YAZILAR

EDİTÖR ÖNERİLERİ