Zeynel YILDIRIM | Sarı yelekliler ne istiyor ?

Kasım ayının ortasından itibaren kendilerini ‘Sarı Yelekliler’ olarak adlandıran; farklı siyasal, sosyal, etnik, kültürel, dini çevrelerden insanlar, akaryakıt zamlarını protesto etmek maksadıyla spontane ve lidersiz olarak sosyal medya aracılığıyla bir araya geldiler. Akaryakıt zamları halkın iktidara ve Macron’a yönelmiş olan kızgınlığının ve hayal kırıklığının son perdesini oluşturmaktadır.

Macron’un  Fransız halkının bir umudu olarak iktidara yürüdüğünü ama  çok geçmeden bu bahar havasının da tersine döndüğünü görmek Fransızlar arasında sisteme karşı büyük bir hıncı da beraberinde getirmiştir. Siyaset kurumuna olan güven dip seviyeye inmiştir. Dar gelirli insanlar için önemli olan çeşitli programlar askıya alınması, çalışma hayatının şartlarını işveren lehine düzenlenmesi veya sendikalar ile girilen mücadele Emmanuel Macron’un  halkın gözünde oluşturduğu imajı yerle yeksan etmiştir. Kitleler ona ‘Zenginlerin başkanı’ der olmuş ve yapılan anketlerde de Macron’a olan güvende ciddi bir erimenin olduğu görülmüştür.

Öte yandan, Sarı Yelekliler hareketi için durum farklıdır. Zaman içerisinde hareketin güç kazanmasına paralel olarak, Sarı Yeleklilerin talepleri de çeşitlenmeye ve bünyesine aldıkları tüm kesimlerin müzdarip oldukları sorunları dillendirmeye başlamışlardır.  Hiç şüphesiz ki, bu durumunun ortaya çıkmasında Sarı Yelekliler hareketinin halktan ciddi bir destek alması etkili olmuştur. Halk harekete sahip çıktıkça, hareket daha da gözü kara olmaya başlamış ve taleplerinin yerine getirilmesi noktasında daha da ısrarcı olmuştur. Bu durumun farkında olan Fransız hükümeti, ilk etapta akaryakıt zamlarının 6 aylığına askıya alındığını belirtmiş ve sonrasında ise bu askıya alma kararından da geri dönülmüş ve zam iptal edilmiştir. Başbakan Philippe,’ Hiçbir vergi ülkenin birliğini tehlikeye atmaya değmez’ noktasına gelmiştir. Lakin kızgın halk sokaklara çıkmakta ve hak arama mücadelesine devam etme noktasında geri adım atmamaya kararlıdır.

HALKIN TALEPLERİ

Peki, halkın bu derece gözünün kararmasına yol açan sorunlar nelerdir? Fransız halkı hükümetinden ne tür adımlar atılmasını beklemektedir? 2018-2019 yılı bütçesine dair yapılan bir çalışmada, yeni bütçenin dar gelirli kesimin alım gücünü azaltacağı ya da en iyi ihtimalle alım gücünün aynı kalacağını göstermektedir. Aynı şekilde, orta gelir grubuna mensup kimselerde ise kısmi bir gelir artışının olacağı belirtiliyor. Öte yandan, yeni bütçenin ülkenin en zengin %1’lik kesiminin yararına düzenlemeler içerdiği ise ayrı bir nokta olarak önümüzde duruyor. Fransa’da %10 dolaylarında olan ve ekonomi uzmanlarınca kronik olarak nitelendirilen bir işsizlik var. Ayrıca, genç işsizlik oranının da yüksek olduğu bir gerçek.

Sarı Yeleklilerin beklentilerini halkın geniş kesiminin beklentileri olarak görmekte yarar var. Sarı Yeleklilerin 29 Kasım tarihinde yayınlanan 42 maddelik resmi talepleri dört ana başlık altında toplanmış: Ekonomi ve çalışma hayatı, Politika, Sağlık/ekoloji ve Jeopolitik. Ayrıca bir de ve 7 Aralık tarihindeki resmi olmayan birkaç talepte de bulunulmuştur.  Bu taleplerinin çeşitliliğini göstermek adına yayımladıkları talep listesinden gözüme çarpan bazı istekleri belirteyim. Örneğin, emekli aylıkları net 1200 Avro’dan az olmamalı, asgari ücret net 1300 Avro’dan az olmamalı, maksimum aylık kazanç 15000 Avro’dan fazla olmamalıdır, otoyollardan kazanılan para yine Fransız otoyollarına ve onun güvenliğine harcanmalıdır, ana okulundan üniversiteye kadar sınıflar maksimum 25 kişilik olmalı, anayasada halkın referandum hakkı olmalıdır, özelleştirmeye bağlı olarak artan elektrik ve gaz fiyatları bu alanların kamulaştırılmasıyla durdurulabilir ve fiyat istikrarı sağlanabilir, işsizlikle mücadele noktasında yeni iş sahaları oluşturulmalı, yeni bir anayasa hazırlanmalı, NATO ve AB terk edilmeli ( 7 Aralık, resmi olmayan), topluma entegre olamayacak olan göçmen akışının önüne geçilmeli ve buraya harcanacak kaynaklar ülkenin yaşadığı engin açmazlarda kullanılmalı ( 7 Aralık, resmi olmayan) , bu çalışmaların gereğince yerine getirilmesi için kamu borcu ihmal edilmelidir ( 7 Aralık, resmi olmayan ). Görüldüğü gibi mücadeleye katılan tüm bileşenlerin arzularını yansıtan bir bildiriye imza atılmıştır. Kabul etmek gerekir ki bazı taleplerin yerine getirilmesi  ise mümkün gözükmemektedir.

OLAYLARIN OLASI YANSIMALARI

Bu ayaklanma bir kez daha göstermiştir ki hükümetler vatandaşlarının beklentilerini ve endişelerini karşılama noktasında eksik kalmışlardır. Tabii olarak, hükümetlerin içerisine düştükleri bu açmazlar bir takım radikal siyasi partilerin büyüyüp filizlenmesi için bulunmaz fırsatlar sunmaktadır. Örneğin, Ulusal Cephe lideri Le Pain ve popülist solcu Jean-Luc Melenchon  meclisin yenilenmesi çağrısında bulundular ve krizi kendi siyasi ajandaları ölçeğinde değerlendirme arayışındalar.

Fransız klasik siyasi partilerinin başarısızlıkları ve çöküşlerinin ardından oluşan boşluğu doldurma vaadiyle Emmauel Macron iktidara yürümüştü. Zaman içerisinde görüldü ki Macron’da selefleri gibi Fransa’nın kronikleşen problemlerine çözüm bulma noktasında eksik kalmış ve bir buçuk yıl gibi bir süre de kendisine verilen desteğin büyük bir kısmını kaybetmiştir. Sarı Yeleklilerin başlattıkları eylem ise Macron’un siyasi geleceği için bir başka tehlikeyi beraberinde getirmektedir. Tıpkı Macron gibi Sarı Yelekliler de ne sağın ne de solun temsilcisi değildir.

Kendilerini her hangi bir siyasi görüş ile sınırlamayan Sarı Yelekliler üstelik bir liderden de yoksundur. Öte yandan, bu hareket bir lider ve parti etrafında bileşip gelecek seçimlerde iktidarı elde etmek için mücadeleye atılabilir. Bu durumun Macron’un siyasi geleceğini tehlikeye atacağı ise gün gibi ortadadır. Ayrıca Fransa’nın geleceğinde Macron’un yerinin olup olmadığı ise bir başka konudur.

İngiltere gibi önemli bir üyenin birlikten ayrılacak olmasına paralel olarak, AB içerisinde Fransa’ya düşen görev ve sorumluluklar da haliyle artacaktır. Fakat Fransa içerisinde Avrupa Birliği karşıtı hareketler güçlendikçe, Fransız hükümetlerinin AB’ye bugünkü kararlıkla sahip çıkmaları beklenemez. Bu durum, haliyle, birliğin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Ayrıca, ortak savunma ve güvenlik politikalarının geliştirilmesi noktalarında Macron’un bir süre önce dillendiği ‘Avrupa Ordusu’ fikri belirsiz bir süre için rafa kaldırılacak gibidir. Zira Fransa’nın aktif desteği olmadan böylesine büyük bir projenin altından kalkmak mümkün değil.

Öte yandan, bu halk hareketi bir kez daha sosyal medyanın gücünü gözler önüne sermiştir. Kitleler ortak sorunları etrafında, herhangi bir siyasi oluşum veya sendikadan azade bir araya gelebilmektedir. Böylelikle herhangi bir aracıya ihtiyaç duymaksızın fikirlerini ilk ağızdan dillendirme fırsatı bulmaktadır. Öte yandan, böyle durumlar devletleri acziyet içerisinde bırakmaktadır. Özgürlükler ile güvenlik arasına sıkışan hükümetler/devletler genellikle tercihlerini ikinciden yana kullanmakta, bu da var olan problemlerin çözümünü ötelemekten başka bir işe yaramamaktadır.

Son söz olarak bir alıntı yapmakta yarar görüyorum. Şöyle söylüyor Jean-Françoiş Bayart: ‘ulusal-liberalizm, zenginler için liberalizm, yoksullar için ise ulusçuluktur’. Sarı Yelekliler hareketi yoksullar için de liberalizm ( ekonomik anlamda ) demenin bir başka yoludur.