Zeynel YILDIRIM | Filistin “Bir unutulmuş ülke”

Gazze Şeridi’nde geçtiğimiz hafta sonu vuku bulan gelişmeler hafta boyunca çeşitli platformlarda tartışılmaya devam etti.  Gazze Şeridi’nin güneyinde bulunan Han Yunus adındaki bölgede İsrail Devleti’nin gerçekleştirdiği gizli bir operasyonun deşifre olmasıyla başlayan ve ardında onlarca yaralı ve ölü bırakan süreç hepimizin malumu.

zeynel.yildirim@kuzgunportal.com @yldrzynl

Bu arada öldürülenler arasında üst düzey bir komutanında olduğunu belirtelim ( İzzettin el Kassam Tugayı’na mensup, Hamas ). Bu gelişmeler, Hamas’ın İsrail’in güney bölgelerine yönelik gerçekleştirdiği füze saldırılarıyla ve bu saldırılara İsrail’in cevaplarıyla daha da ısındı. En nihayetinde, Mısır’ın ara girmesiyle Hamas ve İsrail arasında bir ateşkes ilan edildi. Ateşkesin gündeme gelmesiyle azda olsa ortamın sakinleşmesi bekleniyorken, İsrail Savunma Bakanı ve iktidarın koalisyon ortağı partinin, Evimiz İsrail Partisi, lideri Avigdor Lieberman istifa ettiğini kameraların önünde açıkladı.

Açıklamasında erken seçim çağrısında da bulunan Lieberman, iki taraf arasında varılan ateşkesi ‘terröre teslim olmak’ şeklinde yorumladı.  Bu arada,  İsrail’deki seçimlerin Kasım 2019’da yapılması bekleniyor. Lieberman’ın istifasının ardından Savunma Bakanlığına kimin getirileceği sorusuna yanıt olabilecek bir açıklama ise Netenyahu’ya yakın bir kaynaktan geldi. Şöyle diyor Netenyahu’ya yakın olan kaynak: ‘Mr. Netenyahu Savunma Bakanlığını bir süreliğine kontrol edebilir’.

Hamas cephesi de yaşanan gelişmelere kayıtsız kalmadı ve çeşitli açıklamalar peşi sıra geldi. Hamas sözcüsü Sami Ebu Zuhr, İsrail Savunma Bakanı Lieberman’ın istifasını ‘mağlubiyetin kabulü’ olarak yorumladı.

İSRAİL-ARAP YAKINLAŞMASI

Tüm bu sıcak gelişmelerin gölgesinde kalan ve kanaatimce yalnızca bölgenin bugününü değil, yarınını da şekillendirecek bir takım gelişmeler ise kapalı kapılar adında sürdürülmekte. Şöyle ki, İsrail ve Arap ülkeleri arasında son dönemde bir yakınlaşma gerçekleşiyor ya da en azında aradaki mesafenin kısalması ve iş birliği yapılabilmesi için gerekli zemini yaratmak için mesai harcanıyor. Arap dünyası ve İsrail arasında var olan mesafenin kapatılabilmesi ve iş birliğinin artırılması amacıyla Ekim ayının son günlerinde İsrail Başbakanı Netenyahu Umman’a bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu ziyaretten hemen sonra ise Birleşik Arap Emirliği’nde gerçekleşen judo turnuvasında İsrail milli marşı çalınmış ve yaşanan süreç İsrail Kültür ve Spor Bakanı’nın BAE’yi ziyareti etmesiyle taçlanmıştı. Bu ziyaretler neden önemli veya İsrail ve Arap devletleri arasındaki yakınlaşmanın bölgenin geleceği üzerinde ne gibi etkileri olabilir?

Ama öncelikle, Arap devletleri ve İsrail arasında bir yakınlaşmanın olabilmesi için İsrail’in bir takım şartları yerine getirmesi gerekmiyor muydu? Arap Barış İnisiyatifi adıyla bilinen ve Suudi hanedanlığının de çok etkin olduğu bu oluşumun 2002 yılında yayınladığı bildiride belirttiği üzere, İsrail ile normalleşme sürecinin ancak İsrail’in bazı adımlar atmasıyla olabileceğini deklere ediyordu. Öncelikle, İsrail Araplara ait olan ve 1967’den beri işgal ettiği toprakları gerçek sahiplerine geri iade etmelidir. Ayrıca Doğu Kudüs’teki işgal kaldırılmalı ve Filistinli mültecilere adil muamele edilmelidir.  Ancak bu şartların kabulüyle İsrail ile bir normalleşme sürecinin yaşanacağını dillendiren Arap devletleri bugün, İsrail şartları yerine dahi getirmemişken, ne oldu da yakınlaşma sürecinden bahseder oldular? Üstelik İsrail, bu süre zarfında Gazze Şeridi’ni sıkı bir abluka altına almış ve Kudüs’ü uluslararası kamuoyunun muhalefetine rağmen İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesi için mesaisine hız vermişken ne oldu da yakınlaşma bir anda gündeme geldi?

Bu yakınlaşmanın vukuu bulmasında ABD’nin mühim rol oynadığını belirtmek gerekiyor. İran’ın yalnızlaştırılması ve çevrelenmesi politikası ABD’nin bölge için arzu ettiği bir gelişme ve bu politikanın hayata geçebilmesi ise ancak ABD’nin bölgedeki müttefiklerinin iş birliğiyle mümkün. Bu bağlamda İsrail ve Arap devletlerinin bir araya gelmesi ve ortak bir amaç doğrultusunda mücadele etmesi ise elzem. Bu sürecin bölgedeki kamplaşmayı arttırması ve yeni bir mücadeleye zemin hazırlaması ise bir başka unsur olarak karşımızda duruyor.  Şöyle ki, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının şiddetinin artması ve ABD’nin teşvikiyle İsrail ve Arap devletleri arasında varılması muhtemel bir yakınlaşma, İran’ı farklı arayışlara zevk edecektir. İran, Rusya ve Çin’e daha da yaklaşma arayışında olacaktır. Ayrıca İran ile nükleer müzakerelerde önemli rol oynayan Avrupa Birliği ve Avrupalı büyük devletlerin denge unsuru olma konumlarını kaybetmesi ihtimali İran’ın, Rusya ve Çin ile yakınlaşma sürecine hız verebilir. Bu durumun da bölgedeki çatışmayı/kamplaşmayı arttırması muhtemeldir.

Öte yandan, Mısır ve Birleşmiş Milletlerin arabulucuğunda İsrail ve Filistinli gruplar arasındaki müzakere süreci aylardır devam etmekte. Bu müzakerelere istinaden kısa süre önce, Katar, Gazze’deki Hamas personelini için 15 milyon dolar yardımda bulunmuş ve bölgeye yakıt girişi sağlanmıştır. Bununla birlikte anlaşmada yer alan maddeler arasında, “karşılıklı saldırıların durdurulması, Refah ve Kerem Ebu Salim kapılarındaki geçişlerin devamlılığı, balıkçılık alanını 9 mil kadar genişletilmesi ve sakinlik devam ederse bu mesafenin 12 mile kadar çıkarılması” da var.

Her ne kadar Gazze’de tansiyon artmış ve bunun müzakerelere zarar vereceği düşünülse de, daha geniş bir perspektiften bakıldığında rahatlıkla görülecektir ki, İran’ı çevreleme politikasına istinaden İsrail hükümeti şiddetin tırmanmaması için ateşkes çağrısını kabul etmiştir. Çünkü İsrail ve Arap devletleri bilmektedir ki, Araplar ve İsrail arasında bir normalleşmenin hayata geçebilmesi için, Arap kamuoyunun da bu süreci desteklemesi gerekmektedir. Bu bağlamda, İsrail bir süreliğine de olsa Filistin’de şiddeti tırmandırmaktan kaçınacaktır. Bu arada unutulmaması gereken ise, Arap devletlerinin aksine İsrail’de seçimlerim olduğudur. Netenyahu hükümetinin tekrar seçilebilmek için tüm enstrümanları kullanabilir. Buna  Filistinli gruplar ile konrollü bir çatışmada dahildir. Ez cümle, Ortadoğu yine büyük belirsizliklere gebe ve bu bilinmezlik içerisinde en çok canı yanacak olanlar korkarım ki sivil masum halk olacaktır.