Timur TÜRKER | Kapitalizm ve Ekosistem ( I )

Birbirleri ile dolaylı yollardan sürekli etkileşim ve ilişki içerisinde bulunan iki kavramı sizlere anlatmaya çalışacağız. Öncelikle yazımızın toplumun tüm katmanlarının anlayacağı rahatlıkta akıcı ve anlaşılır bir yazı olmasına özen göstereceğiz. Ağır bir işçinin, mühendisin, doktorun, öğretmenin v.b. herkesin kendinden bir parça bulacağı bir anlatım olacağından zevkle ve merakla okuyacağınızı düşünerek yazımıza başlıyoruz.

facebook.com/timurtr
@timurturker

Kapitalizm nedir ? bu ilk kavram ile yazımıza devam edelim. Kapitalizm kelimesi şu an yaşadığımız sosyal sistemi ifade etmek için kullanılır ve şu an Dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde geçerli olan ekonomik sistemin adıdır. Bu sistemde ürünleri üretme ve dağıtma yolu ufak bir azınlığa aittir. Bu gruba “kapitalist sınıf” denir. İnsanların büyük çoğunluğu ise yaşamak ve geçinebilmek için emeklerini satıp bunun karşılığında belli bir ücret alır. Bunlara da işçi sınıfı denir. İşçiler ürün ve hizmetleri üretmek için ücret alırlar ve sonra bu ürün ve hizmetler üretim araçlarının sahipleri “kapitalistler” tarafından kâr karşılığında satılır. Burada her zaman için kazançlı olan “kapitalist”tir.

Çünkü kapitalistin ürettiği ürün ve hizmet bedeli, işçisine ödediği emek karşılığından çok daha fazlasına satar. Bu bağlamda işçiler kapitalistler tarafından sömürülmektedir. Kapitalistler işçi sınıfının emeğini, bilgi birikimini satarak para kazanır ve elde ettiğin gelirin de bir kısmını daha çok para kazanmak için yeni yatırımlara harcar. Kapitalizm de gerçek amaç insan ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Amaç yatırım için harcadıkları paranın hep daha fazlasını kazanmaktır. Amaç gerçek ve makul insan ihtiyaçlarını karşılamak değil suni ve gerçek olmayan, sanal ihtiyaçlar ortaya çıkarmaktır. Kapitalizmi iki kelime ile özetleyebiliriz : “çılgınca üretim – çılgınca tüketim”. Buna en güzel örnek olarak “IPHONE” telefon serilerini gösterebiliriz. Bildiğiniz gibi hemen her sene birbirinden pekte farklı olmayan “IPHONE” telefon serileri çıkmaktadır. Bunların satılabilmesi için insanların “çılgınca tüketim” isteği uyanması gerekmektedir.

Her gün İnternet – Tv – Gazete – Bilboard reklam ve yayınları ile beyinleri ve bilinç altları uyuşturulan insanlarda bu ürünü “SATIN ALMA VE TÜKETME” his ve duygusu uyandırılır. Aslında yaşaması için bu ürüne ihtiyacı yoktur ama o his ve duygu kapitalistler tarafından acımasızca uyandırılır. Sadece o telefonu kullanması bile o kişi için toplumda bir statü sembolü olmuştur. ( Biz buna ; “ihtiyacı olmadığı halde pahalı ürünü alma güdüsü” deriz ) Örneklerini sayısız çoğaltabileceğimiz IPHONE ürününü diğer lüks tüketim araçlarına uygulayabilirsiniz. Kapitalistin yanında çalışan işçilerin koşulları ne kadar kötü olursa, kapitalistin kâr oranı o kadar yüksek olur. Böylece örnek verdiğimiz gibi Dünyanın sınırlı kaynakları sürekli yeni ürünler üretmek için harcanır ve eski ürünler “DOĞA’YA ÇÖP OLARAK” döner.

Burada kâr elde etme amacı kapitalistin bencilliğinden kaynaklanmaz. Kâr elde etme zorunluluğu pozisyonlarını ve yatırımlarını kaybetmemek için gereklidir. Kapitalizm sürdürülebilir bir sitem değildir. Sistem krizlerle ve savaşlarla beslenir. Tarih boyunca insanlar şöyle ya da böyle çeşitli dönemlerde ağır koşullar ve sömürü altında yaşamaktan bunalıp isyan etmişler bunun sonucunda insanlık tarihinde olumlu yönde büyük değişimler meydana gelmiştir. Bunlara en güzel örnekler ; her ne kadar burjuva devrimi olsa da Fransız feodal soylularına karşı burjuva desteği ile ayaklanan köylüler, 1917 Sovyet Devrimi, 1949 Çin devrimi, 1923 TÜRK DEVRİMİ, Küba – Venezuela ( Güney Amerika Devrimleri ) Bu devrimlerin hepsi şöyle yada böyle eleştirilecek yanları olsa da insanlık tarihinde büyük çığırlar açmış, insanlık tarihini ilerletmişlerdir.

Sonuç olarak Kapitalizm ;

* Doğası gereği sürdürülebilir bir sistem değildir. ( İşçiler ile Kapitalistler arasında derin çelişkiler vardır. Kapitalist her zaman kazanır. İşçi emeğini satıp kaybeder. Sadece yaşayabileceği kadar kazanır. Çoğu zaman kazancı bile yaşamasına yetmez )

* Savaşlar ve krizlerle beslenir. ( Sürekli silah üretimi, sürekli düşman yaratma ve bunun sonucunda savaşlar )

* Doğaya zarar veren nükleer ve hidroelektrik santraller ( Kapitalistlerin umurunda bile değildir, onlar için kâr önemlidir. Halbu ki yenilenebilir enerji üretmek, güneş ve rüzgâr dan yararlanmak pek mümkündür )

* Kâğıt üzerinde dönen hisse senedi ekonomisi ( Sadece belli bir azınlığın para kazandığı “BORSA”, FOREX denilen hisse senedi alım-satımı)

* Yüksek banka faizleri ( Toplumda “orta sınıf” ve “köylü” dediğimiz toplumsal katmanı tamamen çökerten ve köle haline getiren “banka faizleri” olmuştur )

Bu gün Kapitalizmin tamamen iflas ettiğini söylersek sanırım bir mübalağa olmaz…