Taciser Ülkü LEVENT | Dünya Kadın hakları günümüz ve biraz da Ergenekon

Bu haftanın en önemli iki konusu var benim için sevgili okurlar. Birincisi Bugün 5 Aralık Kadın Hakları Günü… Bugün, Atatürk Devrimleri’nin en önemlilerinden birisinin, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının yıl dönümü. 5 Aralık 1934’de Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile kadınların ilk kez oy kullanmasının ve aday olabilmesinin önü açıldı. Türkiye, Fransa’dan Fransa ve İtalya’dan 11, Romanya’dan 12, Bulgaristan’dan 13, Belçika’dan 14, İsviçre’den ise 36 yıl önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımıştı.

twitter: @AvTaciser facebook:taciserülkülevent

5 Aralık 1934’te Atatürk, bir kez daha tüm dünyaya örnek olacak bir karara öncülük etti. Kadınların siyasi hayatta seçme ve seçilme hakkı için harekete geçti. Ve, Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklik ile bundan tam 83 yıl önce kadınlar, en demokratik haklarına kavuştular.

Yapılan ilk seçimde 18 kadın Milletvekili seçilerek Meclis’e girdi.

Aradan geçen 84 yıl içerisinde geldiğimiz noktada şu anda 27. Dönem’de 78 kadın vekil Meclis’te bulunmaktadır. Çok düşündürücü değil mi?

Gelelim çok önemli diğer konuya. Türk yargı ve siyasi tarihine damgasını vuracak Ergenekon Davası… 2006 yılında dalga şeklinde başlayan operasyonlarla ülkenin en kıymetli aydınlarının, askerlerinin resmen içeri tıkıldığı bu uzun soluklu süreçte 12 yıl sonra “Ergenekon adı altında bir örgütün var olmadığı” mütalaa olundu.

Şimdi patır patır beraatler gelecek. Bu davada çok değerli bir komutanımızın vekilliğini üstlenme şerefine nail olmuştum. Haftanın 4 günü sabah 9’da başlayıp gece yarılarına kadar devam eden, insanın nefesini tüketen, zaman zaman ümitsizliğe sürükleyen ama hukuki mücadelemizi de kamçılayan ağır bir yargılama… Ne aile, ne bürodaki diğer işlerimiz… Hepsi kesintiye uğradı…Kadın olmaktan çıktık, abi ve kardeş olduk sanıklar için… kocaman bir aile olduk… Orası bir Kurtuluş Savaşı mücadelesi idi.

Müvekkilim / değerli Paşamız; “otuz görev yerim oldu, burası otuzbirinci görev yerim “ dediğinde bu cümlenin anlamını birçok kimsenin o tarihte anlayamadığını ve ancak bir gün herkesin anlayacağını çok iyi biliyordum. İyi ki bu ülkede hala gerçek demokrasi için ağır bedeller ödeyen çok cesur insanlar var…Oysa ki tek ihtiyacımız olan CESARET ve damarlarımızdaki o asil kanın varlığını ve kuvvetini hatırlamak!

Sevgili ve değerli komutanım Muzaffer Tekin, Türkan Saylan, Kuddusi Okkır, Ali Tatar ve ismini sayamadığım değerli insanlar kim getirecek sizleri geri!!! Kim size ve ailelerinize yaşatılan bu acıların bedelini ödeyebilecek!!!

Ruhunuz Şad olsun, bu Vatan size minnettardır…