Taciser Ülkü LEVENT | Röportaj : Kadın olmanın ağır bedeli

Sevgili okurlar, bu haftaki yazımızda bir kadın olarak istismarın bedelinin neler olabileceğine dair somut bir olayı paylaşmak istiyorum. E.U.!nun İstanbul’da bir adliyede onlarca davası olmasına rağmen ne yazık ki uğradığı ısrarlı tacizler devam etmektedir.

twitter: @AvTaciser facebook:taciserülkülevent

Gelin süreci bir kez de kendisinden dinleyelim;

Sevgili E.U.merhaba… öncelikle bu özel konuyu bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim… Ağır bir istismar olayına maruz kaldığınızı ve hala hukuki platformda haklarınız elde etmeye çalıştığınızı biliyorum. Sizin hikayenizi bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Bir markette çalışıyordum. Bundan 3 yıl önce  markete  müşteri olarak gelen H.İ.G.  beni görüp beğenmiş, araştırarak telefonumu bulmuş. Bir süre sonra arkadaşlık etmeye mesajlaşmaya başladık.

Peki sonra nasıl gelişti olay?

Tam 3 yıldır H.İ.G. tarafından akıl almaz baskı ve zorbalıklara maruz kalıyorum.

Bu kişi, bundan 3 yıl önce zor kullanarak fotoğraflarımı çekti. Sonra bu fotoğraflarla beni defalarca tehdit etti. Bir süre kimsenin duymaması için istediği herşeye “tamam” demek zorunda kaldım. Ancak tehdit ve şantajlarına devam etti, benden sürekli çıplak fotoğraflarımı yollamamı, istediklerini yapmadığım taktirde olacaklara katlanmam gerektiğini, rezil olmayı göze almam gerektiğini söylüyordu.

E.U

Bunu o dönemde kimse ile paylaşamadınız mı?

Bunu yapabilmek çok kolay değil. Çevremizde bu konunun konuşulması veya herkesin size bakacak hissi çok kolay baş edilebilecek bir durum değil….

Devamını dinleyelim….

Bir gün H.İ.G.’nin facebook hesabından birinin şifresini tahmin edip hesabına girdim ve bu kişinin sadece beni değil daha pek çok kadını aynı şekilde tehdit ettiğini öğrendim. Daha fazla tehditlerine dayanamayarak, herşeyi göze alıp isteklerine yanıt vermeyi kestim.

Bu duruma karşı bir reaksiyon veya baskı gösterdi mi?

Bunun üzerine iyice öfkelenerek benim adıma facebook hesabı açarak, yakınlarıma çıplak fotoğraflarımı yollamaya başladı. 2016 yılının Mart ayında her şeyi göze alarak kendisini savcılığa şikayet ettim. Hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit ve hakaret suçlarından dava açıldı. Uzaklaştırma kararı olmasına rağmen işyerime gelmeye ve rahatsız etmeye devam etti.  Uzaklaştırma kararının ihlali nedeni ile açılan davada ne yazık ki;  “barışmaya gitmiştim” şeklinde savunma yaparak beraat etti.

Devamında yakınlarıma sahte hesaplardan ve WhatsApp üzerinden fotoğraflarımı yollamaya devam etti. Her yaptığı eylemle ilgili suç duyurusunda bulundum. Beni bu şekilde açılmış olan davalardan vazgeçmem için bezdirmeye çalıştı. Ayni şekilde bir başka kadını da korkutup şikayetini geri çektirdiğini biliyorum. Eski eşini dahi resimlerini yayınlayacağım diyerek tehdit ettiğini, onunla ve başka kişilerle de açılmış olan davaları olduğunu öğrendim.

Bu kadar baskıya dayanabilmek veya mücadele etmek zor olmalı…

Evet kesinlikle…. Hem çok zaman ayırmam gerekiyor ve hem de emek… yarı avukat oldum diyebilirim…. H.İ.G.;  son olarak tehditlerini eyleme dökmeye başladı.2018 Şubat ayında önce babamın kullanmakta olduğu iş yerine ait arabasını molotof atarak yaktı. Mart ayında ise evimizin camına molotof atarak kaçtı. Ailemi, beni, evimizi, arabamızı yakacağını, ömür boyu peşimde olduğunu söyleyen mesajlar göndermeye devam etti.

İşin içine ailenizin sokulması sizin için çok zor olmalı….

Hem de nasıl…. Bu olaylar ailem ve benim için dayanılmaz bir hal almaya başlamıştır. Arkadaşlarımın yardımıyla 2018 yılının Mart ayında bir gazeteci ile irtibata geçtim… Sağolsun yaşadığım tüm olayları Hürriyet gazetesinde yayınlayarak sesimi duyurmama yardımcı oldu.

Basında haber çıkması sizce sürece etkili mi?

Kesinlikle evet… bir şekilde sesimizi duyurabilmemiz lazım… Bunun için de basın mensuplarının, hukukçuların, kadın kuruluşlarının elimizden tutması lazım. Zira, bu aleniyet olmadığı sürece işin yargı ayağı ne yazık ki çok ağır ve müeyyide uygulanmaksızın ilerliyor. Zaten  bu haberin üzerine enteresan bir şekilde süreç hızlandı ve H.İ.G.  yakalanıp, evinde arama yapılarak telefonundaki fotoğraflarıma el konuldu. Sonrasında tutuklu yargılanmak üzere cezaevine götürüldü.

Bu dönemde rahatlamış olabileceğinizi tahmin ediyorum…

Tabii ki…sürekli sizi fiziki ve manevi taciz eden biri var… Bu dertten kurtulak insanı özgür kılıyor… Ancak ne yazık ki, H.İ.G.’n 3 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmiş olduğunu evimin etrafında dolaştığı gördüğümde öğrendim…

Şu anda mevcut durumunuz nedir?

Hakkında açılmış ona yakın dava oldu… Duruşmalara katılmıyor, yine nerede olduğu bilinmiyor. Enteresan bir şekilde bulanmıyor da…

Şu H.İ.G.; beni direk olarak tehdit etmese de bir şekilde sosyal medyadan ve kime ait olduğunu bilmediğim numaradan bana ulaşmaya , iletişim kurmaya çalışıyor. Evimin etrafında gezinmeye devam ediyor. Hergün ısrarla beni arayarak rahatsız etmeye devam ediyor. Ve o kadar çok yoruldum ki nasıl olsa şikayet etsem bişey olmayacak diye düşünüp , şikayet etmeye bile gitmek istemiyorum.

Bir erkek , bütün rahatlığı ile 3 yıldır bana her türlü işkenceyi yapıyor, beni toplumun önünde hedef haline getirmeye , insanlık onurumu yerle bir etmeye çalışıyor. Beni istediklerini yapmaya mecbur bırakmak istiyor. Üstelik bunları başka kadınlara da yapıyor ve tehdit ediyor. Erkek tacizine ve şiddetine uğrayan binlerce kadın ve çocuk var. Biz sesimizin duyulmasını istiyoruz.

Sevgili E., seni o kadar iyi anlıyorum ki… Bu nedenle burada yaşadıklarını ve duygularını paylaşarak daha konuşulabilir ve kimbilir belki de daha hızlı çözümler üretilebilir durumlar yaratmak istiyoruz. Daha etkli, hızlı ve ağır müeyyideler uygulanmalı… ERKEK olmanın üstünlük ve rahatlığını ancak bu şekilde ortadan kaldırabiliriz.

Bu ülkede kadın olmanın ağırlığını hepimiz çok iyi biliyoruz… Mücadelen ve gösterdiğin örnek cesaretin için sana tüm kadınlarımız için teşekkür ederim….