Nazif AY | Paris’te sarı yelek, Gezi’de kırmızı melek

Her büyük toplumsal hareketin sembolleri, simgeleri ve maskotları olur.

nazif.ay@kuzgunportal.com
@AlterNazif

Tıpkı toplumsal hareketlerin karşısında yer alanlar içinde sabotaj meraklısı provakatörler ve onlara cesaret veren liderleri olduğu gibi. Toplumları alakadar eden hareketlere ruh sağlayan felsefeyle birlikte, ona muhalif olan otoriteyi kayıtsız şartsız kutsamayı tercih eden iradesiz kitle her zaman var olacaktır..

Paris’te hükümetin icraatlarını ve siyaset şeklini protesto edenlerin ortak sembolü, bildiğiniz üzere “Sarı Yelek” oldu. Türkiye’deki siyasal iktidarın toplumu ayrıştıran ve söylemleriyle İslamcı ögeleri öne çıkartıp laik değerleri değersizleştirmeye çalışan, hatta milli kahramanlarımız ile milli bayramlarımız için ağza alınmayacak tahkiratta bulunan anlayışına itiraz edip tamamen yerli ve milli olan Taksim’deki Gezi direnişinin ilk sembolü ise üzerine gaz sıkılan modern giyimli “Kırmızı elbiseli kadın” oldu.

Paris’te ortaya çıkan Sarı Yeleklilerin, kendilerine ilham kaynağı olan Gezi Hareketine benzer tarafları elbette var ama aslında Gezi’den çok farklı yönleri neler, dersiniz?

PARİS İLE TAKSİM ARASI KAÇ KİLOMETRE

Paris’te Kapitale, daha doğrusu bir Fransızın cebine dokunan vergiye karşı itiraz isyanı ilk ateşleyen nedendir. Sonuçta, Macron’un tavizleriyle ücret zammını aldılar. Oysa Taksim’de sosyal yaşama sarkan siyasal iktidarın icraatlarına karşı bir duruş vardı. Maddi çıkar peşinde koşmayan Gezi direnişçilerine üstelik bir de “Faiz lobisinin piyonu” tarzındaki yakıştırmalar yapıştırılmaya çalışıldı.

Paris’teki sosyal kaynamanın altındaki sebeplerden biri de göçmen meselesidir ve sonunda bu sorunu Fransız hükümeti de fark etti. Oysa Taksim’deki toplumsal manifestoda kaynama yoktu, aksine sınıflar arası ve inançlar arası kaynaşma vardı. Bir de Gezi’yi tam manasıyla yorumlayamayıp bu harekete husumet besleyenlerde onların aleyhine arkalarından dedikodu edip kaynatmalar vardı.

Paris’teki protestoları destekleyen Fransız illerinin sayısı birkaç tane ile sınırlı kaldı. Oysa Taksim’deki protestolar tüm Türkiye’de karşılık buldu.

Paris’teki eylemciler doğrudan doğruya iktidardaki Macron’u hedef aldı. Oysa Taksim’de bazı marjinal sol örgütlerin sloganlarında Recep Erdoğan Hükümetinin istifasına yönelik talep vardı ama Erdoğan’ın da bizzat görüştüğü Gezi temsilcilerinden ve Taksim Dayanışması Platformu’ndan böylesi bir istek seslendirilmemişti.

Paris’teki olaylarda Zafer Takı gibi kimi tarihi mekânlara ve işyerlerine saldırılar söz konusudur. Oysa Taksim’de esnafı doğrudan hedef alan çirkin saldırıların sayısı birkaç noktada gerçekleşmişti, ama tarihi yerlere doğrudan tecavüz olmamıştı. Teröre yatkın grupların mütecaviz kalkışmalarını BJK’nın Çarşı’sı ile Taksim Platformu ve duyarlı vatandaşlar engellemişti. Devlet malına zarar verenler ise hesabını vermek üzere yargıya intikal ettirilmişti.

Paris’te polise ve devlet memurlarına karşı zaman zaman düşmanca tavırlar sergilenmektedir. Oysa Taksim’de başlayan Gezi direnişinde yaşamını kaybeden emniyet mensubu Mustafa Sarı için saygı duruşu yapılmıştı. Şehit polise düşmanca bakılmadı, bilakis bir kardeşin kaybedilmesi hassasiyetiyle ona sevgiler sunulmuştu.

Paris’teki olayları en başından itibaren Fransız televizyonları naklen yayınladı. Oysa Taksim’deki haklı eylemlerin en başında Türk televizyonlarında penguen belgeseli vardı.

Paris’te eylemlerde bulunanlar için Fransız hükümeti “vandal, hain” gibi sıfatlar kullanmadı, bilakis onlara Fransız vatandaşı gözüyle baktı. Oysa Taksim protestosunu yapanlar kimi resmi makamlarca “Vatan haini, devlet düşmanı” olarak yaftalandı.

Paris’teki eylemcileri terörist vasfıyla nitelemeyen Fransız hükümetinin yerine, Türkiye’de siyasal iktidarın destek kolonu rolündeki basın mensupları ile yandaş ünlüler kendilerine vazife çıkararak “Gezi ve Paris’teki yıkıp dökme faaliyetlerinin ön safında PKK’lılar ve Fetöcüler var” dediler. Paris’i bilmem ama Taksim’deki Gezi’nin ilk günlerinde ne PKK vardı ne de onun amansız rakibi diye gösterilmeye çalışılan MHP. Fakat ilerleyen süreçte onlar da Gezi’den nemalanma mantığıyla Gezi parkındaki alanda çadırlarını bir köşeye kurdular. Fetöcülerin ise o zor zamanlarda Gezi hareketinin karşısında olduklarını, yani siyasetin ve resmi makamların en üst kadrolarında bulunduklarını, haklarında açılan mahkeme davalarında öğrendik.

Paris’teki eylemlerin provakatörleri arasında Hristiyan tarikatları bulunmuyor. Oysa Taksim’deki olayların farklı anlamlara çekilmesinde siyasal iktidar ile onun yanındaki Fetö’nün emniyetteki ve basındaki İslamcı partnerleri vardı.

En anlamlı özetle…

Paris’teki halk hareketinde belli sınıfa ait bir sembol olan ve renginden dolayı insanın psikolojisine melankoli taşıyan “Sarı Yelek” var, Taksim’in Gezi’sinde ise zarafeti ve modern giyimiyle gönlümüze taht kuran bir “Kırmızı Melek” vardı.

Nazif AY Kitapları: Satın almak için kitap görseline tıklayınız…