Mustafa SOLAK | MEB, 2009’da Andımız’ı Irkçı bulmuyordu

Hevesle yürütülen “açılım süreci”nde Andımız, “ırkçı” olduğu gerekçesiyle 8 Ekim 2013’te AKP tarafından kaldırılmıştı.

mustafa.solak@kuzgunportal.com
@karahuseyinler ‏

Eğitim İş ve Türk Eğitim Sen’in Milli Eğitim Bakanlığı’nın Andımız’ın okutulmasını kaldıran düzenlemenin iptali istemiyle  açtığı davalar sonucu Danıştay 8. Dairesi, ilköğretim okullarında uygulanan Öğrenci Andı’nı kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etti.  Oysa 2009’da MEB, Mazlum-Der’in başlattığı kampanya kapsamında, Diyarbakır’da Mehmet Rauf Çiçek adlı kişi Andımız’ın okullarda okutulmaması için aleyhine açılan davaya karşı yaptığı savunmada Andımız’ın “ırkçı” olmadığını şöyle dile getirmişti:

“Öğrenci Andı’nın geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza okutulmasının ayrımcılık, ırkçılık, eşitsizlikle bir ilgisinin olduğu söylenemez.”

MEB’in Danıştay 8. Daire’sine gönderdiği savunma şöyle:

“Öğrenci Andı’nda yer alan ifadeler Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırılık taşımamaktadır. Öğrenci Andı’ndaki ‘Ülküm, yükselmek ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim’ ifadeleri Anayasa’nın 2. maddesiyle doğrudan bağlantılı ve ilişkilidir. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtildiği üzere ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı…. bir hukuk devleti olduğu’ belirtilmektedir.

Davacı dava dilekçesinde Atatürk’ü her sabah yüceltme gereği ve ölü olduğu halde ona ant içilmesini de doğru görmemektedir. Bu beyanların ideolojik kalıp beyanlar olduğunu ifade etmektedir. Öğrenciler anttaki ‘Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim’ ifadelerini okuyarak Atatürk’ün şahsına değil Atatürk’ün gösterdiği hedeflere ulaşmak için ant içmektedir. Atatürk’ün açtığı yol ve gösterdiği hedef çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma, medeniyet, ilerleme, gelişme yoludur. Her toplumun dileği olan ilerlemek ve yükselmek, ideolojik bir kalıp beyanı değil, evrensel bir ülküdür, amaçtır. Burada asıl çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmayı, ilerlemeyi ideolojik bir beyan olarak gören davacının konuya yaklaşımının ideolojik olduğu açıktır.”

Dahası savunmada şunlar yazılıydı:

“Öğrenci Andı’nda yer alan ifadeler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırılık taşımamaktadır. Atatürk’ün ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’ ifadesi bunun en belirgin ifadesidir. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, öğrenci andında geçen her ‘Türk, Türküm’ vb. gibi kelimelerin yalnız bir ırka özgü, ırkçı söylemler olmadığı açık ve net olarak anlaşılmaktadır…. kastedilen yalnızca Türk ırkına mensup insanlar değil, Türkiye Cumhuriyeti içerisinde yaşayan halkımızdır. Öğrenci Andı bir bütün olarak değerlendirilmelidir…

“ ‘Ne mutlu Türküm diyene’ ifadesi ve buna benzer ifadeler, Türk ırkından başka ırkları yok sayan, bir ırkı yüceltmeye yarayan, ırk ayrımcılığına dayalı söylemler değil, tam tersine ülkede yaşayan herkesi eşit oranda kapsayan ve herkesin mutluluğunu amaçlayan ifadelerdir.”

Görüldüğü gibi MEB, 2009’da, “Türk Milleti” ifadesinin ırkçı değil “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkı” ifadesinde belirtildiği gibi Türkiye coğrafyasında yaşayan, vatandaşlık bağıyla bağlı herkesi kapsadığından yola çıkarak birleştirici olduğunu söylüyordu.

Andımız, yıkılan Osmanlı Devleti’nin ümmetçi anlayışına karşı millet anlayışını milli birliği pekiştirmek amacıyla 1933’te uygulanmaya başlandı. Emperyalizme direnmenin anahtarı milleti, milli birliği, milli devleti pekiştirmekten geçer. Irkçılık böler, Türk Milleti kavramı birleştirir. Andımız, emperyalizme karşı milletçe direnmenin bir formülüdür.

NOT: Müfredat ve ders kitaplarındaki milli devlet, Atatürk, insanlık onuru, kadın ve karşıtlığına dair ifadeleri “Gayrimilli Eğitim” kitabımda geniş olarak okuyabilirsiniz.

Mustafa SOLAK Kitaplarını satın almak için kitap görsellerine tıklayınız…