Mübo | “vatan a.ş.”

illüstrasyon: florHasan

Çizim: @florhasanlnd

hafta sonu bizim ortancayla istanbul’a gitmemiz icap etti. yht ile gittik. angara yht garına havaalanı süsü vermişler. perona geçerken bilet/kimlik bakıyolar, trende kondüktör yok. açılır pencere yapmayı unutmuşlar, kalanlara camdan sarkarak el sallayamıyos. kalmamızı isteyenlerimiz trenin yanı sıra koşaraktan kafamızı karıştıramaz, vın diye kalkıp gidiyo çünkü. çayı ikram etmiyolar, 2.5 tl, ayıpladım şahsen. fatih ekspresi vardı sosyalimsi devlet yıllarında, çok severdim ben onu. angara’dan 23.30’da binip, sabahtan akşama istanbul’u gezer haydarpaşa’dan geri dönerdik. bi de 22.30 yataklı vardı. o da güseldi.

muberra.allahverdi@kuzgunportal.com
@bandteknesi

bu trenlerin yemekli vagonlarında ve angara’nın tarihi garındaki lokantada alkollü içecek servisi vardı. artık yok. çünkü alkollü içeceklerden alınan yüksek vergiyle ayakta kalan devletimiz, alkole karşı. bu bi çelişki gibi görünebilir ama “günahlı”, “haramlı” bi açıklama tüm çelişkileri ortadan kaldırabiliyor sanırsam. yht’de yemekli vagon yok. yol kısa diye herhal. yolcular bir araya gelip kriz mriz diye abuk sabuk konuşmasın diye de olabilir. çaylı ya da rakılı bir masanın başında laf lafı açabilir çünkü.

tren mren derken bi anım geldi aklıma. sene 1989. kız meslek lisesi son sınıftayız. çıraklık sigortalarımız yapılıp, tcdd kreşine staja gönderildik. o yıllarda sosyalimsi bi devlet yapısı vardı, ülke bütçesi henüz mckinsey misali bi “şirket”e devredilmemişti. stajyerlik, ssk hizmet başlangıcı sayılsa keşke, neyse konumuz bu değil. konumuz, bürokrasiye ilk nanik anımız. kreş müfredatı gereği 23 nisan kutlamaları için el kadar bebeleri gösteriye hazırlamamızı istediler. sıpalara rond öğretcez, canımız çıkacak, gösteri günü kurum kurum kurulmuş tcdd bürokratları önünde “oynamam allah oynamam” diye zırlayacaklar. kreş müdürünü ikna ettik. dedik “gösteriyi biz yapalım, bebeler protokole oturup seyretsin”. aklına yattı, tamam dedi. yazdık bi senaryo. iki arkadaş palyaço olduk, bir arkadaşımız barış manço oldu, diğer bir arkadaşımız da sihirbaz. elcağzlarımızla kostümler diktik. 23 nisan günü bebeleri protokole, aileleri bebelerin arkasındaki sıraya, tcdd bürokratlarını da ailelerin arkasına oturttuk. gösteri başladı, bebeler bizi sahnede görünce sevinçten çıldırdı. program sonunda aileler, bebeler, örtmenler dakikalarca alkışladı. ertesi gün kreş müdürüne soruşturma açıldı, “tcdd bürokratlarını arkalara oturtmaktan”. o da biraz safmış galiba, liseli stajyerlerin lafıyla iş yapıp soruşturma yedi. ceza çıkmadı neyseki. gösteride çekilen fotolarımızı on yıllarca kreş binasında asılı tuttu.

bu anım da, “komünistler ‘köprüleri satacağız’ dedi, özal sattırmadı” lafını getirdi aklıma. hakkat laf lafı açıyo. şu çocukluk anısına bakınca, bizim sosyalimsi diyerek beğenmediğimiz “sosyal devlet” birilerine komünist görünüyo olsa gerek. özal, kamu kaynaklarının talan, doğa kaynaklarının tahrip edildiği bugünün temellerini atarken, adile teyze bize masal anlatıyodu. “hayat güzeldir” filminin guido’suydu. onu da beğenmiyorlar bugün. geçmişi sile sile bir yeni “vatan a.ş.” kuruyolar. bakalım nereye varacak?