Sol Açık | Koray Şener ve deplasman tribünleri

Cuma günü Türkiye’nin ve dünyanın en önemli derbilerinden biri oynandı İstanbul’da. Bu sefer ne maç, ne maçtan sonra yaşananlar konuşuldu. Fenerbahçe tribünleri maçın başlamasına az bir süre kala 21 yaşında gencecik bir arkadaşlarını kaybetti. Koray Şener’i…

Koray sadece bir tribün emekçisi değil; aynı zamanda Üniversiteli Fenerbahçeliler (UNİFEB)’in yüzlerce aydınlık üyesinden biriydi. UNİFEB ile birlikte sadece maçlara gelmekle kalmıyor; toplumsal sorunlara ilişkin de örnek projelere imza atıyorlardı.

UNİFEB’li gençlerin el ile hazırladıkları pankart

 

Koray o kadar aydınlık bir kardeşimizdi ki, Berkin için, Ali İsmail için, Ahmet Atakan ve öldürülen birçok genç için üzülmekten, katillerinin hala özgür olmasına isyan etmekten de kendini alamıyordu.

 

Koray Şener’in Berkin Elvan için attığı tweet

Arkadaşları Koray’ın iflah olmaz bir kitapkurdu olduğunu da anlatıyordu ölümünden sonra bize. Her imkan bulduğunda parasını kitaplara harcıyor, hatta bazen işin ucunu da kaçırdığı oluyordu. Ölümünün ardından herkesin dilden dile paylaştığı bu özellikleriyle de toplumda klasik olarak yerleşmiş olan ‘tribüncüler, işi gücü olmayan boş serserilerdir.’ düşüncesinin ne kadar saçma ve yanlış olduğunun da kanıtı gibiydi.

Kendi gibi aydınlık birçok arkadaşıyla tribünlere farklı bir hava, farklı bir bakış getirme isteyen yüzlerden biriydi Koray. Ne yazık ki, aramızdan genç yaşta ayrıldı. Giderken de, onun hakkında konuştuklarımızla tabuları yıktı, yepyeni tartışmalar açtı. Daha doğrusu tüm bir medya Koray’ın ölümünü yalnızca genç bir Fenerbahçe sevdalısının ölümüne indirgemeye çalışırken, bu tartışmaları açmak geride kalanların Koray’a borcu.

Koray’ın ölümü tribünlerde yaşanan ne ilk ölüm ne de son olacak. Ama onun ölümünü farklı kılan birçok şey var. Bunlardan ilki Fenerbahçe tribünlerinin vefasıdır. Fenerbahçe deplasman tribünü Koray’ın ölüm haberinin teyit edilmesinin ardından, devre arasında karar alarak deplasman tribününü boşaltıp hastaneye koştular. Kimsenin bilmediği, kamuoyunda üzerine her türlü aşağılayıcı yorumun yapıldığı tribün kardeşliği böyle bir şeydi. Tanısanız da tanımasanız da, özellikle de deplasmandaysanız oradaki herkes kardeşinizdir artık. Cuma günü de Koray 2500 kardeşiyle birlikte Türk Telekom Arena’daki yerini almıştı. Ve onun fenalaşmasının ardından canhıraş şekilde ambulans diye bağıran, onu bir an önce ambulansa yetiştirmek için uğraşan kardeşleri, ölümünün ardından da tribünü terk ederek büyük bir vefa örneği gösterdiler. Taraftarların ardından Fenerbahçeli futbolcuların da maçın hemen ardından hastaneye koştu.

Koray’ın ölümünü farklı kılan ikinci nokta ise, Fenerbahçe Kulübü’nün tavrı. Koray’ın tribünde fenalaşmasının ardından, hemen onun sağlığıyla ilgilenmeye başlayan Fenerbahçe yönetiminin tavrının, tüm kulüplere örnek olması gerekir. Fenerbahçeli yöneticiler cenaze töreninin sonuna kadar Koray’ın ailesini bir an yalnız bırakmadılar. Hatırladığım kadarıyla (unuttuğum bir örnek varsa affedin) Türkiye tarihinde ilk defa bir taraftarın ölümü üzerine stadyumda tören düzenlendi. Fenerbahçe yönetimi stadyumda düzenlenen törenin ardından da, onlarca otobüs tutarak taraftarların Kocaeli’ndeki cenazeye katılımlarını sağladı.

Ve gelelim asıl soruna. Bizim Koray’a olan borcumuza! Cuma akşamından beri her türlü yayın organında bu konu hakkında çok şey yazıldı; ama kimse deplasman tribünlerinin durumundan bahsetmedi.

Şimdi Cuma gününe dönelim. Fenerbahçe taraftarı saat 16:00’da, kendi stadyumlarının önünde toplanarak araçlara alındılar. Yani maçtan tam 5 saat önce! Tıkış tıkış otobüslere doldurularak saat 17:00’ye kadar araçlarda bekletildiler. Daha fazla hava gelmesi için orta ve arka kapıların açılması istendiğinde ‘güvenlik’ gerekçesiyle açılmadı. Çünkü otobüslere binmeden ilk arama noktasında Passolig kartları kontrol edilmesine rağmen, otobüslerin girişlerinde aynı Passolig kontrolleri tekrar yapılıyordu.

Ardından otobüsler kortej halinde Türk Telekom Arena’nın önüne geldiler. Yaklaşık 2500 kişi burada itiş kakış halinde stadyuma sokulmaya çalışıldı. Stadyum turnikelerine gelene kadar iki kez kontrol edilen Passolig kartlarının bazıları, turnikedeki optik okuyucular tarafından okunmadığından taraftarın tamamının stadyuma girişi yaklaşık 1,5 saati buldu. Bu işlemin bu kadar sürmesinin en büyük sebeplerinden biri de İstanbul Emniyeti. Birçok taraftarın ayakkabılarını bile çıkarttırarak arayan polisler, stadyuma girişlerin de gecikmesi sebep oldu. Yani tahminen 19:30 civarı Fenerbahçe taraftarının stadyuma girişi tamamen sağlanmıştı.

Yukarıda anlattığım süreç aynı şehrin iki takımının oynadığı bir maçta yaşanan süreç sadece. Bir de diğer şehirlerde deplasmana giderken yaşananları düşünün. Otobüste saatlerce yolculuk eden taraftarlar deplasmana gittikleri şehrin girişinde ‘güvenlik’ gerekçesiyle saatlerce bekletiliyor. Çoğu zaman oradan direk stadyuma alınıp, maçtan hemen sonra da direk şehirden çıkışları sağlanıyor. Tüm bu süreç boyunca otobüste ve yukarıda bahsettiğim şekilde sağlıksız stadyum girişlerinde bekletilen taraftar ne kadar sağlıklı olabilir?

Peki şimdi sormak istiyorum: Yaklaşık 3,5 saat süren anlattığım stadyuma giriş süresi sizce Koray’ın sağlığını etkilememiş midir?

Stadyumlarda mescit ve karakol gibi konularda son derece hassas olan Türkiye Futbol Federasyonu ve kulüpler söz konusu taraftarların sağlığı olduğunda ne kadar hassas? Örneğin Fenerbahçe taraftarı turnikelerden geçtikten sonra kendilerine ayrılan tribüne çıkana kadar oldukça uzun ve dar bir merdiveni çıkması gerekti. Koray rahatsızlandığında ambulansa götürülmesi için herhangi bir acil çıkış yolu mevcut muydu? Türk Telekom Arena ve diğer stadyumlarda herhangi bir sağlık problemi olduğundan hastalanan taraftarların stadyumdan tahliye işlemleri için herhangi bir plan ya da daha önceden yapılmış tatbikat mevcut mu?

Normal bir toplumda, gerçekten etik değerlere sahip basın mensuplarının olduğu bir medyada, Cuma akşamından beri bunların masaya yatırılması gerekiyordu. Ama ne yazık ki, şu ana kadar bu konulara değinen kimse yok. Tek bir kişi bile Koray’ın stadyumdan çıkartılmasının ne kadar sürdüğünü sormadı.

Yeni Korayların ölmemesi için bu konuların çok acil masaya yatırılması gerekmektedir. Bizlerin Koray’a ve binlerce tribün emekçisine karşı görevimiz bu soruları sormaktır.