Deniz ALTIOK | Güvercin

İNSAN VE GÜVERCİNİN DOSTLUĞU

Güvercin son dönem yerli yapımların arasında yer alıyor. Senaristliğini ve yönetmenliğini Banu Sıvacı’nın üstlendiği film, yönetmenin ilk filmi olma özelliğini taşıyor. Başrolde Kemal Burak Alper’in rol aldığı filmde aynı zamanda Ruhi Sarı, Demet Genç, Michal Elia Kamal gibi isimler yer alıyor.

@AltiokDeniz deniz.altiok@kuzgunportal.com

Dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan Güvercin ülkemizde de birçok ödül almaya hak kazandı.Yusuf, Adana’nın kenar mahallelerinde ablası ve abisiyle birlikte yaşar. Rahmetli babasından kalan güvercinlerle ilgilenen Yusuf’un tüm hayatı o dam ve güvercinler olmuştur. ‘Maverdi’ ismini verdiği dişi kuş ile diğer güvercinlere nazaran daha duygusal bir bağ kurarlar. Yusuf karakteriyle birlikte güvercinler de filmin başrolünü üstleniyorlar. Dünyanın her yerinde görülen evrensel kuşların, güvercinlerin tarih boyunca her zaman sevgi ve barış özelliğini taşıması filmde de yansıtılan ögelerden birisi. Yusuf’un abisi kuşları Yusuf kadar sevmez hatta Yusuf’un bütün gün onlarla ilgilenip hiç çalışmaması onu sinir eder. Yusuf’u zorla işe sokar.

 SEVGİ/SEVGİSİZLİK ÇATIŞMASI

Yusuf abisi üzerinden zorla yaşatılmaya çalıştığı sıkışık, erkeklik olgusunu hiçbir zaman istemez ve hayatında da buna yer vermez. Yaşadığı toplum, mahalle, abisi onun sadece nefes aldığı güvercinleriyle yaşadığı hayata hep ucube, saçma ve amaçsız olarak bakıyor. Yusuf çalışma hayatı içerisinde tutunmaya çalışsa da bunu bir türlü başaramıyor çünkü her ortamda kendini yabancı gibi hissediyor. Girdiği yerler, altgeçitler, kuş pazarı, çalıştığı yerler, mahalle, yaşadığı ev her yer Yusuf için basık, karanlık, dar ve onu sıkıştıran alanlar. Yusuf’un nefes aldığı, kendisini kendi gibi hissettiği tek yer evlerinin damı ve güvercinlerinin yanı. Öyle ki aşağı kattaki evde uyumuyor, duş almıyor. Tüm hayatı dam olmuş bir karakter için geçtiği her sokak, cadde ve gördüğü her insan onu sıkıştıran öznelerden farklı olmuyor. Dam onun için ferahlık, hayatını sürdürebileceği yegâne yer.

Babasından miras olarak devraldığı güvercinleri çocukları gibi yetiştiren, onlarla ilgilenen Yusuf’un hayatı aslında bir kısır döngünün içinde geçiyor. Kabuğunu kırıp, büyüttüğü kuşlarla kendi kabuğunu kıramayıp her gün aynı yerde, aynı şeyleri yaparak hayatına devam ediyor. Sistem, abisi, başka güvercin besleyenler bile buna engel olamıyor.

Güvercinler filmin ikinci başrolü olarak yer aldıkları için film boyunca onlar özelinden genele açılan bir sevgi/sevgisizlik kavramlarını görüyoruz. Yusuf çok naif, sessiz ve sakin bir karakter ve onun sevgisini çok güzel hissediyoruz. Rolü sadece perde de kalmıyor perdeden seyirciye geçiyor ama buradaki en önemli faktör şüphesiz ki Yusuf karakterine hayat veren Kemal Burak Alper. Yusuf beğendiği hatta hoşlandığı kızı sadece rüyalarında ya da sokakta karşılaştığı zamanlarda görüyor. Belki onunla bir hayat mümkün olsa da Yusuf için sevginin tam karşılığı yaşadığı dam ve güvercinler. Filmin karanlık atmosferinde biz sadece Yusuf’la beraber dama çıktığımızda nefes alıyor ve aydınlığa ulaşıyoruz.

ANLATISI GÜÇLÜ BİR İLK FİLM

Banu Sıvacı Adana’lı bir yönetmen ve ilk filmi için kendini en rahat hissedeceği topraklarda çekim yapmayı tercih etmiş olduğunu düşünebilirsiniz ama böyle bir film için Adana’nın başlı başına bir gereklilik olduğunu söylersek ileri gitmiş sayılmayız herhalde. İlk filmi için gayet başarılı bir anlatıya, açılara ve senaryo başlıklarına sahip olan Güvercin ile yönetmen sonraki projelerini gerçekten merak ettiriyor. Güvercin filmiyle Banu Sıvacı erkeklik üzerinden oluşan toplumsal algıyı, mecburi yaşamları ve çıkmaz sokakları bize başarılı bir şekilde aktarmayı başarabilmiş. Eksikleri yok mu tabi ki var ama Banu Sıvacı, yeni nesil Türk yönetmenleri arasında emin adımlarla yükseleceğinin sinyallerini veriyor.