Füsun KARAOĞLAN | Eller

Kalkana dayanmış bir el. İncecik,ojeli ve “Küçük Prens” dövmeli. Bir başına, tek başına bir dünya. Ve diğerleri…

@fusun699

Kalkanın gerisinde ,uzaktan kumanda edilen, kendine ait elleri olmayan eller, gözler… Bakan ama göremeyen; sevmeyi, umudu, barışı,dayanışmayı, aşkı, sevdayı farkedemeyen acınası bir çift göz.

İki kadın. Biri sadece -kadının sesini kısmaya çalışanlara, şiddetinizle barışmayacağız – diyerek meydan okuyor. Arkasında binlerce görünen, görünmeyen ellerin güzelliğiyle, cesaretiyle. Öteki eller de emir bekliyor, isyan eden kadınlara haddini bildirmeye.

“Saçımı, başımı ve rujumu dağıttınız bu da size dert olsun” diyen -elin sahibi- benim arkadaşım. Bilirim o eliyle hayatı her gün yeniden kucakladığını, korku saldıklarına inananlara inat her yeni güne rengarenk başladığını. İtiaat etmek yerine onuru için dik durmayı seçenlerden olduğunu.

O el boyadığı taşlardan birini hediye etmişti bana. Baş ucumda durur hâlâ. Taşın üzerindeki renklerde her şey vardır okuyabilene. Acının, isyanın sesini en iyi duyuran kadınları anlatır mesela ya da şiddete uğrayan kadınların yaralarını iyileştirmek için beraberiz, kadın kadını anlar der bana haykırarak, o küçücük rengarenk taş.

25 Kasım günü sokağa çıkan kadınlar da her günü yeniden yaratıyorlar o rengârenk taşları okuyabilmenin ayrıcalığıyla. Sözleri, mücadeleleri, eylemleri değişti artık. Evde, işyerinde, sokağa her çıktıklarında kendi tarihlerini yeniden yazıyor, kendi danslarını ediyor, kendi şarkılarını söylüyorlar. Yani kendileri için kadın oluyorlar.

O yüzden siz kalkanın gerisinde duranlar korkmakta haklısınız. Hırslarımız için değil gerçekten inandığımız için sokağa çıkıyoruz. Şiddetin, faşizmin farkındayız. Birlikte olmanın, hayatımıza dokunarak yaralarımızı sarıp, mücadele etmenin güzelliğini yaşıyoruz bir arada olarak.

Umut, cesaret bulaşıcıdır, korku da. Anlayacağınız bizler her gün umut ve cesaretle büyüyüp, güzelleşiyoruz. Ya siz korku içinde yaşayanlar… İncecik ,ojeli ,”Küçük Prens’li” eller çoğalıyor. Biz direnişle ve aşkla güzelleşiyoruz. Ya siz?